Edo Dönemi (Erken Modern Japonya)
Sekigahara Savaşı olarak bilinen 1600 yılındaki savaşta, Tokugawa Ieyasu Hideyori destekçilerini yenerek 1603 yılında Shogun oldu ve sonraki yaklaşık 250 yıl boyunca da Tokugawa Shogun yönetimi Japonya’da hüküm sürdü.
İşte bu 1600 ile 1867 yılları arasındaki bu dönem erken modern Japon tarihi dönemidir. Edo Dönemi olarak bilinir.
Bu dönem de yönetim Tokugawa shogun’a bağlılıkları ölçüsünde ödüllendirilen daimyo’lar tarafından uygulanıyordu. Ülke mutlak kontrol altındaydı. Daimyo’lar bağlılıkları ölçüsünde stratejik ve önemli topraklar alırken, 2 yılın birini Edo’da (günümüz Tokyo’su) geçirme (Sankin Kotai), tapınak ve sunak bakımlarını üstlenme, kalelerini onarmadan izin isteme gibi yükümlülükleri vardı ki bu da finansal açıdan yük getirerek fazla güçlenmelerini, en azından Ieyasu açısından engelliyordu. Halk sınıflandırmalara ayırılmıştı. Samuraylar üst sınıftı. Sonra çiftçiler, sonra esnaf (zanaatkar), sonra tüccarlar ve en son 5.sınıf olarak toplum dışılar (etik olmayan işlerde çalışanlar) vardı. Saç stilinden kıyafet, hatta aksesuarlara kadar kısıtlamalar vardı.
Ieyasu İngilizler ve Hollandalılarla ticareti ve ilişkileri geliştirdi. Ama 1614ten sonra yayılmakta olan Hristiyanlığı bastırdı. 1615te son kalan rakiplerini de yendikten sonra, ülkedeki barış üzerine Samuraylar sadece dövüş sanatları değil edebiyat, filozofi, çay seremonileri gibi alanlarda kendilerini geliştirmeye başladılar. Hatta düşünecek vakitleri bol olduğundan bushido diye bilinen savaşçının yolu felsefisi de bu dönemde geliştirildi. Temel olarak Zen Budizmi, Konfüçyonizm, bağlılık ve konumunu bilme üzerine kurulu olan Bushido, samuray’ı her an ölüme hazır, efendisinin iyiliği için onuruyla her şeyi yapacak biri olarak tanımlıyordu. Gerçekte her an ölümü düşünme Samurayları biraz soğuk kanlı yapsa da biz onları ve dönemi bitmesine rağmen etkileri süren Bushido’yu seviyoruz değil mi
Bu dönemin önemli özelliklerinden birisi de çoğu geleneksel sanat forumunun bu dönemde hayat bulmasıdır. Sanat illaki her dönem vardı ama uzun süreli barış yılları sadece üst sınıfın değil halkında tiyatroya gitmesi, şiir okuması, resim yapmasını sağladı. En önemli faaliyetler olarak tahta blok resimleri olan ukiyo-e, kabuki ve bunraku tiyatrolarını ve yeni bir seviyeye çıkan çay seramonisi ve dövüş sanatlarını sayabiliriz. Geleneksel çalgı aletlerinden Koto ve Shakuhachi’ye dair en ünlü eserler de yine bu dönemden çıkmıştır. 5-7-5 formatındaki Haiku şiirleri bu dönemde son halini almıştır ve bu türün gelmiş geçmiş en kayda değer şairi Matsuo Basho da bu dönemde yaşamıştır.
1633te yönetim Shogun Iemitsu’dadır ve onun yönetiminde yurtdışı seyehat ve yabancı kitaplar yasaklanarak Japonya’nın izalasyonu söz konusu olmuştur. İzolasyona rağmen iç ticaret ve tarım gelişmeye devam etmiştir.
Uzun süreli istikrara rağmen, finansal durumun bozulması ile yönetim gücünü kaybetmeye başlar. Vergiler yükselir, buna dair tarım kesiminden isyanlar çıkar, üstüne doğal afetlerin ve kıtlık cila çeker derken merkez yönetim ve daimyoların maddi durumu giderek daha kötüleşir. Daimyoların ve samuraylarının yeme-içme, bakım, seyahat ihtiyaçları tüccar sınıfının cebini doldurur. Bir nevi Yönetimin daimyolar finansal açıdan çok güçlenmesin diye yaptırdığı harcamalar kendini zayıflatır ve tüccarların güç kazanmasını sağlayarak sosyal yapıda da çatlaklar oluşturur.
18.yy de dış baskılar Japonya’yı etkilemeye başlar. 1720 de dini içeriği olmayan yabancı kitaplar için yasak kalkar. Rusyalılar ve arkalarından Avrupalılar ve Amerikalılar derken yeniden 1853 ve 1854 yıllarında dış ticaret başlar. (Bu adımlar Commodore Perry’nin Tokugawa yönetimi zorlaması ile atılmıştır).
Bu gibi temel değişikler ve yönetime karşı seslerin artması, rüzgarı eski imparator yönetimi ve batılılara açık politikaya doğru çevirmiştir. Oluşan politik baskı üzerine 1868 de tokugawa yönetimi düşmüş ve Meiji İmparatorluğu gelmiştir.