İncelemeler

Darker Than Black (Kuro no Keiyakusha) İnceleme

miyacho tarafından 19 Kasım 2009 tarihinde Anime, İncelemeler kategorilerine eklenmiştir.

İsim: Darker than Black: -Kuro no Keiyakusha-
Türü: Aksiyon, Süper Güç, Dram
Bölüm Sayısı: 25
Yıl: 06.04.2007 – 28.09.2007
Firma: BONES, Aniplex
Yönetmen : Tensai Okamura
Orijinal Yaratıcı: Bones, Tensai Okamura
Müzikler: Yoko Kanno

Karakter Tasarımı: Yuuji Iwahara

Seslendirenler:

Hidenobu Kiuchi as Hei

Misato Fukuen as Yin

Masaru Ikeda as Huang

Ikuya Sawaki as Mao

Hikâye:

10 yıl önce, Tokyo’da “Cehennem Kapısı” adında esrarengiz bir bölge ortaya çıkmıştır.Kapı’nın ortaya çıkışıyla beraber gökyüzü değişmiş, ay ortadan kaybolmuş ve gerçek yıldızların yerini sahteleri almıştır.Hemen sonrasında ise “yüklenici (contractor)” denilen doğa üstü güçlere sahip bazı insanlar, kendilerine ait benlikleri bulunmayan kuklalar ve pasif medyumların varlığı keşfedilmiştir.Acaba Kapı’nın ardında yatan gizem nedir?

Arka plan:

*Yüklenici (Contractor)

Yükleniciler Cehennem Kapısı’nın ortaya çıkışıyla beraber doğaüstü bazı güçler kazanmış insanlardır. Yüklenicilerin varlığı sıradan halktan özenle gizlenmekte ve kaza eseri bir yüklenici ile karşılaşmış insanların hafızası hükümet tarafından silinmektedir. Büyük bir çoğunluğa ve yüklenicilerin kendilerine göre, onlar merhamet,sevinç,vicdan gibi insani özelliklerini kaybetmiş soğuk kanlı katillerdir. Mantıklı olanı seçme kabiliyeti en önemli kişisel özellikleridir. Yüklenicilerin güçlerini kullandıktan sonra kontratlarının karşılığını ödemeleri gerekmektedir. Bu ödeme bazen çok ağır, bazen de hafif olabilir ama kullanılan gücün az yada fazla oluşu ödemenin bedelini değiştirmez.

Yüklenicilerin her birine ait bir yıldız ve bu yıldızı belirten bir düzensiz kod(messier code) vardır. Kimlikleri bu kodlarla belirlenmektedir. Bazıları yasadışı örgütler adına, bazıları da hükümetler adına çalışır.

*Kuklalar

Kuklalar, programlanabilir, duygulardan yoksun medyumlardır. Görevlerine göre çeşitli formlarda olabilirler. Büyük çoğunluğu kendi “gardiyan/gözetleyici ruhlarını” kullanarak bilgi ağında büyük rol oynarlar. Aynı zamanda başka insanların görünüş ve hatıralarının yüklendiği birer gizli ajan olarak da kullanılabilirler. Anime de büyük bir çoğunluk kuklaları bir “araç” olarak görse de, onların insanı özelliklerini tamamen kaybetmediklerine dair ipuçları vardır.

*Cehennem Kapısı (Hell’s Gate)

On yıl önce Tokyo’da ortaya çıkmış gizemli bir bölgeye verilen isimdir. Onun ortaya çıkışı, yüklenicilerin ve kuklaların ortaya çıkışı gibi bazı bilinmeyen etkilere neden olmuştur. Cehennem Kapısı’na girişi engellemek için onu şehirden ayıran büyük bir duvar inşa edilmiştir.

*Cennet Kapısı (Heaven’s Gate)

Beş yıl önce Güney Amerika’da yok olmuş ve yok oluşuyla 1.500 km büyüklüğünde bir alan haritalardan silinmiştir. Bu bölgeye hiç kimsenin girişi mümkün değildir. Neden yok olduğuna dair kimsenin bir fikri olmasa da animenin sonlarına doğru bazı şeyler açığa kavuşmaktadır.

*E.P.R. (Evening Primrose)

Yüklenicilerden oluşan bir illegal gruptur. Yüklenicilerin herkes tarafından tanınması ve kendilerine diğer insanlarla aynı sosyal hakların verilmesi için savaşırlar. EPR grubunun lideri, 5 yıl önceki savaşta Hei’nin takım arkadaşı olan ve aynı zamanda MI-6 adı verilen örgütte “Şubat” kod adı ile ajanlık yapan Amber’dir. EPR’ın Kapı hakkındaki gizemlerin çözülmesinde kilit bir önemi vardır.

*PANDORA (Phisicalqantity Alternation Natural Deconstruction Organized Research Agency)

Cehennem Kapı’sının gizemlerini araştırmak üzere, Kapı’nın yanına inşa edilmiş bir araştırma enstitüsü. Pandora tarafsız bir örgüt konumunda olup bütün ülkeler ve örgütler ile ilişkilidir.

*Moratoryum

Kontratlarının bedelini henüz ödememiş, yarı yüklenici yarı kukla arası insanlardır. Moratoryumlar yüklenici gücüne sahiplerdir ama kendi güçlerini kontrol edemezler. Bir moratryumdan yükleniciye dönüş olasılığı sıfır kabul edilmektedir.

*Kontrat Ödemesi (Remuneration / Contract Payment)

Yüklenicilerin(contractors) isimleri, güçlerini kullandıktan sonra bunun bedelini belli bir şekilde ödemelerinden kaynaklanır. Her yüklenici gücünü kullandıktan sonra, belli bir şekilde bedel öder. Bu kimi zaman çocuk kanı içmek veya kendi parmaklarını kırmak gibi ağır bir bedelle, kimi zaman da taşları düzgün bir sırayla yere dizmek ya da sigara içmek gibi bir bedelle gerçekleştirilir. Neden ödeme yaptıkları ya da bu ödemeyi neden bu şekilde yaptıkları hakkında yüklenicilerin de bir fikirleri yoktur. Ödenilen bedelin gücün büyüklüğü yada küçüklüğüyle de bir ilgisi bulunmamaktadır.

Karakterler:

*Hei (Seslendiren: Hidenobu Kiuchi)

Hei, elektrik gücüne hükmedebilen esrarengiz bir yüklenicidir. Düzensiz kodu BK-201’dir.Eskiden “Kara Ölüm Tanrısı” olarak tanınan Hei’nin Kapı’nın gizemini çözmekten daha önemli amaçları vardır.

*Yin (Seslendiren: Misato Fukuen)
Hei’nin takım arkadaşı olan Yin, pasif medyum olarak da bilinen bir kukladır.Bilgi toplama işinde Hei’ye yardımcı olur.

*Huang (Seslendiren: Masaru Ikeda)

Hei’nin grubundaki organizasyonun tepesindeki kişilerle bağlantıyı sağlayan eski bir polistir.Huang gruptaki tek normal insandır ve bazı nedenlerden dolayı yüklenicilerden nefret eder.

*Mao (Seslendiren: Ikuya Sawaki)

“Ruh transferi” yeteneği olan Mao, kaza sonucu bir kedi bedeninde kısılı kalmıştır.Hei’nin grup üyelerinden biridir.

*Kirihara

BK-201 kod numarasına sahip yüklenicinin peşinde olan Şef Kirihara, Milli Güvenlik Teşkilatı’nın dördüncü birimindeki bir polis şefidir.

Çizimler:

Animasyon yönetmenliğini Takahiro Komori, sanat dizaynını Tomoaki Okada, Masahiro Satō, Eiji Taguchi’nin yaptığı anime, çizim ve animasyon kalitesi bakımından çok başarılı. Özellikle dövüş sahneleri arka plandaki müziklerle beraber oldukça tatmin edici bir seyir yaşatıyor.

Kişisel Yorum:

Bazı bölümlerde aksiyon anlamında durgun olsa da, genel olarak izleme heyecanını sürdürebilen bir yapıt. Parça parça anlatılan hikâyenin son bölümlere doğru birleşmesi, özellikle son bölümlerin heyecan dozajını yükseltiyor. Oldukça orjinal bir konusu var ama bazı bölümlerde (bence) gereksiz konuların işlenmesi yüzünden orijinal hikayeden kısa süreliğine kopabiliyorsunuz. Ama bunun dışında Darker Than Black’in son dönemin en iyi animelerinden biri olduğunu düşünüyorum.

Animenin müzikleri gerçekten çok güzel. Özellikle açılış parçası “Howling” i herkesin dinlemesini tavsiye ederim.

1.Açılış Parçası(1-14.Bölümler arası):Howling (Abingdon Boys School)

2.Açılış Parçası(15-25.Bölümler arası):Kakusei Heroism~The Hero Without A Name (An Cafe)

1.Kapanış Parças(1-14.Bölümler arası):Tsukiakari~Moonlight (Rie Fu)

2.Kapanış Parçası(15-25.Bölümler arası):Dreams (High and Mighty Color)

yazının devamı »

Shaman King İncelemesi

Elçin Kısacık tarafından 19 Kasım 2009 tarihinde Anime, İncelemeler kategorilerine eklenmiştir.

İlk başta çizimlerinin hoşuma gitmemesi, hitap ettiği yaş ortalamasının küçük olduğunu düşünmem gibi nedenlerle izlemeye pek gönüllü olmadığım Shaman King, beklentilerimi beklemediğim kadar iyi karşılayarak beni utandırdı desem yeridir.

Gerçi sonuçta özü hayali için çeşitli denemelerden geçen, savaşan kahraman modeli oldu gene ama bunu güzel bir şey şekilde sundukları için hiç sıkılmadan seriyi takip edebilmeniz mümkün.

İsim: Shaman King
Türü: Aksiyon, Komedi, Shounen, Super Güç

Bölüm Sayısı: 64 + special 4,
Yıl: 2001-2002
Firma: JPS Production, TV Tokyo, Xebec
Yönetmen : Seiji Mizushima
Orijinal Mangaka: Hiroyuki Takei
Müzik: Toshiyuki Omori
Karakter Tasarımı: Akio Takami

Seslendirenler:

Yuuko Satou: Asakura Yoh

Megumi Hayashibara : Anna Kyouyama

Inuko Inuyama: Manta Oyamada

Romi Paku: Ren Tao

Hikaye ve arka plan :

Bazı insanlar ruhları görebilme, onlarla iletişime geçerek güçlerini kullanabilme yeteneğine sahiptir. Bu insanlara Şaman denir. Her 500 yılda bir gerçekleşen savaş ise Şaman Kral’ı olabilmek ve hayellerini gerçekleştirmek isteyen dünyanın her tarafındaki Şamanları biraraya getirir. Bu savaşın zorluğu bir yana rakiplerin birbirlerini durdurmak için maç dışı çabaları da vardır. Asakura Yoh hayatını geri kalanını rahat geçirmek için Şaman Kral’ı olmaya karar vermiş genç bir şamandır. Şaman Kral’ının karısı olmayı isteyen nişanlısı Anna, arkadaşı Manta, güçlü samuray ruhu Amidamaru ve diğer Şamanlarla bu savaş yolculuğunda yerini alır.

Karakterler:

Asakura Yoh: Sonsuz tembellik yapma hakkı için önce savaşmaya karar vermiş, iyi niyetli, kılıbık, ama gerektiğinde düşmanlarını bile etkileyecek sözler sarf eden baş kahramanımız.

Anna Kyouyama: Değil nişanlısına, tüm etrafına kılıbık hayatı yaşattıran, emirperver ve güçlü Anna. Yoh için en çok endişelenen olmasına rağmen Şaman Kralının karısı olma isteği için Yoh’u ölümcül eğitimlerden geçirmekten de sakınmaz.

Ren Tao: Yoh’un şaman kral olma yolundaki ilk büyük rakibi. Yoh’u kendisine sürekli rakip olarak gören, duygularını belli etmekte zorlanan kişilik.

Manta Oyamada: Yoh’un şaman olmayan tek arkadaşı. Sıradan insan. Ama o da ruhları görebiliyor.

Çizimler & Ses (Grafik):

Çizimlerdeki gerçekle uyumsuz vücut oranları animelerde sık rastlanan bir durum olsa da, Şaman Kral da kafa büyüklüğü ve baygın gözler biraz uç noktalarda seyrediyor. Yine de birkaç bölüm sonra bu durum göze batmıyor. Grafikler ortalama üstü sayılır, öne çıkan birkaç sahne harici çok detaylı olmayan sahneler mevcut. Seslendirme serinin öne çıkan yanlarından, özellikle Anna karakteri başarılı.

Müzik de ortalamanın üstünde kabul edilebilir, bazı dövüş sahnelerinde oldukça uyumlu kullanılmış.

İnceleme:

Shaman King daha ilk baştan verdiği mesajlarla sıradan shounen animesi olmadığını hissediriyor. Her zamanki en iyini yap mesajının yanısıra, kendin ol kendinin olmadığı biri gibi davranıp normalde yapmayacağın şeyler yaparsan kaybedersin mesajını beklemiyordum açıkcası. Arkadaşlığa önem vermesi klasik ama güzel.
Aslında patterne bakınca farklı birşey görmüyorsunuz açıkcası: kahraman ilerde en iyi arkadaşı olacak tarafından önce yanlış anlaşılır sonra beraber kurtuldukları zor durum ile samimi olurlar.
Kötüler yenilene kadar kötüdür, sonra aslında iyi niyetlerle kötü oldukları ortaya çıkar,
baş rakip yenilince kahramana takıntı yapar sonra arkadaş olurlar, sonra (genelde ailesi tarafından) tutsak düşer ve onu kurtarmaya çıkar kahraman vs.. (bkn hunterxhunter)
turnuva sistemi vardır ve bunun dışında düşmanların yolda saldırmaları vardır.

Ama şöyleki Shaman King de en azından dövüşleri vs hiç birşeyi uzatmıyorlar,
ben rakip eve hapsolunca aha dedim neden 70 bölüm olduğu anlaşıldı,
bir 30 bölümde anca kurtarırız (kaçırılan arkadaş kurtarma bkn, bleach,hunter x hunter, naruto, (100 bölümde bile kurtaramadılar daha ..) ama maaşallah, eğitimdir, bölüm canavarlarıdır, böyle maceralardır kısa tuttular.
Dediğim gibi karakterler ve olayları alıp herhangi bir yere yerleştirip başka bir anime elde ediyorsunuz, hani ver ellerine baseball sopası spor animesi olsun, kurgudaki ve olay örgüsündeki gelişim o derece yani ..ama tabii Şaman konseptinin hakkını yemeyelim. Ayrıca klişe karakterler de olmasa komedi olmaz..

Her neyse Şaman konsepti biraz…nasıl derler…çocuklaştırılmış….
Şaman çeşitleri ve yetenekleri üzerine biraz daha durulabilirdi. Mangasında daha ayrıntılandırmış olabilirler okumadığımdan bilemiyorum ama animede izlerken yetenekler oldukça hızlı karşınıza çıkıyor. Yani bir bakıyorsunuz bir anda yeni bir özellik gelmiş, ee bu ne diyorsunuz, o vardı zaten kahraman bilmiyordu açıklaması oluyor. Ee o zaman ilk savaşta bilen kullanıp kahramanı dövseymiş diyorsunuz, çünkü baş rakibin o yeni özelliği yeni mi öğrendiği hangi ara nasıl öğrendiğine değinilmiyor bile…
Kullanılan yardımcı ruh ne kadar güçlü olsa da önemli olanın Şamanlık yeteneği olması güzel
ama bunun sadece kararlı bir fikir gücüne kısıtlamak seriyi sırdanlaştırmış.
Anna karakteri tek kelime ile süper, ilk bölümden beri gayet oturmuş bir karaktere sahip
ve standartını koruyor. Sunulan karakterine uymayacak küçük şeyler bile yapmıyor, söylemiyor
bu da animelerde nadir olan bir şeydir, güzel…Aynı zamanda sıradan Japon çalışkan ve uyumlu dişi karakterlerin tersine, Yoh’tan bile tembel, hiç birşey yapmamasının üstüne insanlara emir yağdıran bir karakter görmek güzel…
Anna ve Yoh (ana karakter) ilişkisi gayet başarılı kurgulanmış. Şimdiye kadar gördüğüm animelerdeki en farklı ilişkilerden diyebilirim. Gag ler sık olmasına rağmen hepsi kahkaha ile gülünecek seviyede.
Hele karakterler yerleşip, rakip değil beraber gezme moduna girdikten sonra daha eğlenceli oluyor. (tabii türün diğer örneklerine benzerliği artmış olma pahasına olsa da…)
Kahramanın savaşını vs yorumlamaktan başka işe yaramayan karakterin kendisinin bu özelliğiyle dalga geçip, sürekli laf sokması da güzel tabii (” ben her zamanki gibi izliyorum, sadece izliyorum”)
e.T göndermesi beklenmedik hoş sürprizdi, ve olmadık yerlerde acaip göndermeler devam ediyor.
American comiclerine yapılan gönderme de çok başarılıydı, hele animenin hedef kitlesini
düşündüğümde hiç beklenmedik derecede iyiydi.

Filler tadı bölümler bile fena değil, ama herşey iyi güzelde, ne olacağını biliyorsunuz….
Evet bu olacak, evet şimdi şöyle bir karakterin girmesi lazım, evet girdi, evet şimdi o karakter kötülüğünü vurgulayacak, ama bunun için önce alakasız feda edilebilie kurban lazım, aa evet kurbanlar geldi, evet kötülük vurgulandı, evet kahraman sinirlendi, vs…
Ama başarılı olan nokta bu kadar belli patterne rağmen kendilerini hiç sıkılmadan izletebilmeleri…

Karakterlerden saçına en önem verenin sürekli savaşlarda saçının kesilip yeni (ve daha iğrenç)
modellere dönüşüp durması da çok komik, o tipin arkadaşlık muabbetine ağır maço tiplerle abuk subuk görüntüleri de

Tekrarlanan patterne dayalı espriler güzel seçildiğine bir kez daha değinmek istiyorum, yakışıklı rakibin “33″ takıntısı ve kendini beğenmişlik ifadeleri çok süper… daha güzeli, yeni patternlerin sürekli eklenmesi. Böylece ne kadar güzel olsa da tekrarlanan patternin sıkmasının önüne geçilmiş.

Choco’nun soğuk esprileri ise ayrı bir olay. Adalet için savaşan X-Laws’ın kör adaletlerinin eleştirilmesi de yine beklenmedik derin bir mesaj oldu.

Her halde en olumsuz eleştiri sonun son gibi olmamasıydı. Birşey olacakmış diye bekliyorsunuz ama ne oluyor ne olmuyor…biraz ortada kalıyor…

Animeye yeni başlayanlardan otakulara herkesin izleyebileceği bir seri.

Ek Notlar:

**Seri ardından çıkan 3 adet TV özel bölümleri, seriyi özetleyen şekilde kurgulanmış. Omake şeklinde recap olmayan ek bir bölüm daha bulunmakta.

yazının devamı »

Cowboy Bebop 101

Elçin Kısacık tarafından 19 Kasım 2009 tarihinde Anime, İncelemeler kategorilerine eklenmiştir.

Cowboy Bebop nedir, ne değildir, niye her yerde ismini duyuyorum, neden en iyi 10 anime sayılırken hep adı geçer, neden tanrım neden…. gibi sorulardan bunalan yazarınızın hazırladığı Cowboy Bebop’a giriş 101 yazısına hoş geldiniz… Öncelikle belirtmeliyim ki Cowboy Bebop aynen yönetmen Shinichiro Watanabe‘nin her bölümde yüzümüze vurduğu gibi  “kendi türünü yaratan bir çalışma” olmuş, klasik haline gelmiştir.  Normalde küstahlık diye nitelendirilebilecek bu iddia, kuru sıkı atılmamış olduğu için “evet hakikatten de öyle”  yorumları almış, gelmiş geçmiş iyi seriler sayılırken kendisine sağlam bir yer edinmiştir.
Önce serinin arka plan bilgisine bir göz atalım sonra karakterleri tanıyalım…

İsim: Cowboy Bebop
Türü: Aksiyon, Detektif, bilim-kurgu, Uzay
Bölüm Sayısı: 26 + özel bölüm 1, + Film,
Yıl: 03.04.1998 — 24.04.1999
Firma: Sunrise, Victor Entertainment
Yönetmen : Shinichi Watanabe
Orijinal Konsept: Hajime Yatate
Müzik: Yoko Kanno,
Karakter Tasarımı: Toshihiro Kawamoto

Seslendirenler: Kouichi Yamadera as Spike Spiegel

Megumi Hayashibara as Faye Valentine

Unshou Ishizuka as Jet Black

Aoi Tada as Edward Wong Hau Pepelu Tivrusky IV

Arka Plan :

2071 de bizi nasıl bir dünya bekliyor dersiniz?

Güneş sistemine gezegenler arası yolculuk sistemi kurmayı sonunda başaran insanlar ki yıl 2021’dir, sistemi kuran mühendislerin küçük(!) bir detayı atlaması sonucu tarihin gelmiş geçmiş en büyük felaketini yaşar. Sistemin Dünya yakınındaki bir geçidi Ay’ı, tabiri caizse, çatlatıp parçalara ayırır ve ne yazık ki bu parçalar Dünya’ya yağarak yaklaşık 4,7 bilyon  insanın ölümüne sebep olur. Tarih bu olayı “The Gate Incident” (Geçit Felaketi) olarak hatırlayacaktır. Geride kalanlardan parası ve imkânı olanlar Venüs, Mars gibi başka gezegenlere yerleşirken, Dünya’da kalanlar ise hala yağmaya devam eden meteorlar yüzünden yeraltına iner. Her gezegen de, asteroit de, uzay istasyonunda yaşamanın zorlukları farklı farklı olsa da her yerde geçerli olan bir şey vardır. Artan suç oranlarıyla baş etmek için hükümetin suçluları yakalamak için para ödülü vaat etmesi ve bu ödülle geçimlerini sürdüren “bounty hunter” lar (ödül avcıları).

Konu:

Önce uzay gemisi “Bebop” ın tayfasının ilginç olaylarla bir araya gelmesini, sonra da bu tayfanın güneş sitemini dolaşarak başına ödül konmuş suçluların peşine düşmesi şeklinde bir plot söz konusu. Genelde bölümler bu ödül avlarının üzerine olmakla beraber, asıl hikâye karakterler ve derin geçmişlerinin ortaya çıkması olarak nitelenebilir.

Karakterler:

Spike Spiegel: İşte ana hikâyenin “cool” kahramanı. Mars doğumlu 27 yaşında. Ana silah olarak tabanca kullansa da (Ta’as Jericho 9/41), Bruce Lee’nin geliştirdiği “Jeet Kune Do” stilinde de gayet can yakıcı olabiliyor. Ölüm kalım durumlarında bile “Amaaan olacaksa olur” mantığıyla şansına güvenen Spike, RedDragon (Kırmızı ejderha) suç örgütünün eski üyesidir. Bir zamanlar en yakın dostu serideki baş düşmanı olan Vicious ve Julia adlı gizemli bir kadın, Spike’ın bir gözüyle sürekli bakmaya devam ettiği geçmişinin bir türlü kaybolmayan hayaletleridir.

Faye Valentine: Silah kullanır, yakın dövüşü becerir, güzel de pilotluk yapar. Ama işte kumarda büyük borçlara girdiği için başı beladan hiç kurtulmaz. Giyim zevki ne kadar az o kadar iyi mantığı üzerine kurulu olduğundan serinin güzel kızı olma görevini fazlasıyla gözümüze sokar, ama bu durumdan şikâyetçi olana rastlamadım. Sert, güzel, çekici geçmişi kendisine bile sır olan kahramanımız hakkında söylenecek çok şey var ama bunu seri de onunla beraber öğrenmek daha keyifli olacak…

Jet Black: Eski ISSP dedektifi (iç güneş sistemi polisi) ve “Bebop” ın sahibi. “Black Dog” olarak da biliniyor. 36 yaşında olması onu daha çok babacan konuma sokmuş olsa da,  silahı, kasları, mekanik bilgisi, pilotluğu ve gerekirse kılık değiştirerek soruşturmasını sürdürebilmesi iyi bir “bounty hunter” olma konusundaki yeteneklerini kanıtlıyor. Ayrıca gemi de Bonzai ağaçları var ve yemekleri pişiren de Jet.

Ed: Dünya’dan 13 yaşında dahi bir bilgisayar korsanı (hacker). Her dahi gibi biraz garip olan seri boyunca bir yere yürümektense koşmayı, sürünmeyi, yuvarlanmayı, amuda kalkıp gitmeyi tercih eden yalın ayaklı kızımız konuşmalarını da anlamsız ama kafiyeli kelimelerle sürdürmeyi seviyor. Bu arada babasının ismi Türk olabileceğine işaret ediyor. İnanmayacaksınız ama “Appledelhi Siniz Hesap Lütfen” (Japonlar “afedersiniz hesap lütfen” demeye çalışıyolar…kawaiii)

Ein (the dog): Zekası yapay olarak geliştirilmiş, super zeka labaratuar kaçkını bir köpek. Telefona bakıp, internette gezebilen, araba direksiyonu bile kullanabilen köpeğimiz diğer karakterler tarafından sadece sıradan bir köpek olarak görülür.

Vicious: Adı üstünde şimdi. Acımasız, kurnaz, kana susamış, merhametsiz….

Görüntü & Ses:

Ayrıntıdaki, renklerdeki, ışıklandırmadaki her şey serinin tarzının yaratılmasında üstlerine düşen görevi fazlasıyla yapmış. Hareketli sahnelerin arka planlarında bile unutulmayan bu detaycılık çizimlerin kalitesini gösteriyor. Zaten animasyonu Studio Bones gerçekleştirmiş (RahXephon, Wolf’s Rain, Fullmetal Alchemist, Eureka Seven ) Ses konusunda da aynı başarı gösterilmiş. Özellikle Faye’in seiyuu’su Megumi Hayashibara ve Spike’ın seslendireni Kôichi Yamadera öne çıkıyor. Filminin dvd extralarında seslendirenlerin karakterler hakkındaki düşünceleri çok eğlenceli.

Müzik:

Bölümlerin “Episode” değil de “Session” lar olarak nitelendiriliyor olması boşuna değil.(Jazz sanatçılarının kısa süreli müzik yapmaları “jam session” ları olarak adlandırılır.)

Cowboy Bebop’ı, seride kullanılan müzikten bağımsız düşünmek imkansız. Yoko Kanno’nun elinden çıkmış olması bir yana, müzikler o kadar etkin kullanılmış ki sadece çalındıkları sahnenin etkisini yükseltmekle kalmayıp bazı karakterlerin direk müzikleriyle tanıtılmasında da rol alıyor (bkn Gren; ilk göründüğü sahnede çaldığı saksofonu ve melodisi bize melankolik ve biraz şövalye ruh halini anlatıyor zaten). Yoko Kano sakin blues tarzından, hareketli jazz melodilerine, tekno esintili şarkılardan, Afrika kökenli tınılara ve hatta orkestral parçalara uzanarak serinin her köşesini yakalayabilmiş. Soundtracklere harcanacak her türlü para fazlasıyla caizdir, genel sound dışında özellikle Steve Conte’nin “Call Me” ve “Rain”, Mai Yamane’nin  “The Real Folk Blues” ve”Gotta knock a little harder” gibi parçalarına ve Gabriela Robin’in “Green Bird”üne dikkat edilmesi gerekir.

Enstantaneler:

Enerjik hacker’ımız ilk tasarımlarda bir erkek çocuğu olarak düşünülmüş. Aynı zamanda babasını ismi “Apheldsiniz Hesap Lutfen”…Soğuk Japon esprisi deyip geçemeyeceğimiz bir durum bu 

Spike’ın Bruce Lee felsefesini örnek aldığı yetmiyormuş gibi arka plandaki posterlerde de bu efsanevi dövüş sanatı ustasını görmek mümkün…

Bölüm isimleri ve yan karakterlerin hemen her birinin bir müzik albümüne, parça ismine, film karakterine benzetme olduğu da ayrı bir başlık.

Antonio, Carlos ve Jobin olarak geçen 3 yaşlı amcamız da ,one piece’deki pandamen misali çeşitli bölümlerde gözükürken, üstüne bir sonraki bölümün tanıtımının yapıldığı preview bile sunuyorlar.

Mars’taki heyecanlı takiplerden birinde Spike “Aile Dükkanı”  tabelalı önünde nargile içen bir adamın oturduğu bir dükkanın önünden geçiyor..

Cowboy Bebop – Knocking on Heaven’s Door filmi, seriyi izlememiş olanların bile beğenisini kazanarak Spike ve çetesinin anime sevmeyenler arasında bile tanınmasını sağladı. Türkçe DVdsi de mevcut. Film kronolojik olarak haliyle 25. bölüm öncesine denk geliyor, ve büyük bir ödülün peşine düşen kahramanlarımızın tehlikeli maceralarından birine tanık oluyoruz.

2007 yılında LIVE filmi çekileceği duyuruldu.

Kişisel Yorum

Yönetmenin ilk bakışta tamamen uyumsuz gözüken konseptleri, müzikle harmanlayarak birleştirmedeki başarısı konusunda söylenecek bir şey yok, her şey ortada. “Uzay yolculuğu konseptini, western yaklaşımı ile jazz müziği kullanarak birleştireceğim” dediğinde yapımcısının yüz ifadesini görmeyi isterdim doğrusu. Bu becerisinin bir rastlantı olmadığını da “Samurai Champloo”da hip hop ve samuray konseptlerini birleştirmesiyle kanıtlayan yönetmenin, aksiyon sahnelerindeki performansı ve karakterlerin hikayelerini anlatmaktaki başarısını takdir ediyorum. Keşke elimden gelse de bir ödül de ben versem :D

Sonuçta daha yarısına gelmeden aman tanrım neden sadece 26 bölüm ki diye düşünüp efkârlanmaya başladığım, gerçekten de kendi tarzını yaratıp bir klasik haline gelmiş bir seri. Karakterlerin anlatımı, ana hikâyeden bağımsız kimi zaman güldüren, kimi zaman aksiyon dolu tek bölümleri, müzikleri ile kaçırılmaması gereken bir seri.

Seriye dair söyleyebileceğim tek olumsuz nokta baş kötü karakterin çok havada kalması. Vicious’un neden o şekilde davrandığını çok da anlayamıyoruz seride. En azından benim için öyle oldu. Ama bu olsaydı daha iyi olurdu tarzı bir eleştiri, yoksa seyir keyfimi çok etkilediğini söyleyemeyeceğim.

1998 deki TV gösterimleri içerdiği şiddet yüzünden yarıda kesilmiş olsa da 1999 ve 2001 de ekrana tam gaz dönmeyi başaran bu seriyi hala izlemeyenlere diyecek hiçbir şeyim yokken seriyi bir kez izlemekle yetinememiş, müziklerinin bağımlısı olmuş, yeni serüvenler için senaryo yazan benim gibileri  tartışmaya bekliyorum.

yazının devamı »

Claymore – İnceleme

miyacho tarafından 19 Kasım 2009 tarihinde Anime, İncelemeler kategorilerine eklenmiştir.

İsim: Claymore

Türü: Macera,Drama,Fantezi,Shounen,Doğaüstü
Bölüm Sayısı: 26
Yıl: 2007
Yönetmen : Hiroyuki Tanaka

Orijinal Yaratıcı: Norihiro Yagi

Karakter Tasarımı: Takahiro Umehara

Hikâye:

Yoma olarak adlandırılan yaratıklar kendilerine karşı zayıf durumda olan insanları avlayarak yaşamaktadırlar.Bu yaratıklar hem çok zeki,çok güçlü,hem de istedikleri kılığa girebilecek yetenektedirler.İnsan kılığına girebilme yetenekleri sayesinde insanlar arasında yaşayıp diledikleri gibi avlanabilmektedirler.Yomalar tarafından avlanan insanlar bu durumla başa çıkmanın tek yolu olarak yarı yoma,yarı insan kadın savaşçıları yaratmışlar ve halk arasında da bu savaşçılara taşıdıkları enli ve büyük kılıçlar yüzünden Claymore denilmiştir.Claymore lar belli bir Organizasyon a bağlı olarak para karşılığı yoma avlamaktadırlar ve ilerleyen bölümlerde açıklanacak nedenlerden dolayı sadece kadın savaşçılardan oluşmaktadırlar.Gümüş gözleri ile yomaların gerçek formlarını görme ve yoma enerjilerini okuma yeteneklerine sahiptirler.Taşıdıkları yoma kanı sayesinde güç bakımından yomalardan daha üstün durumdadırlar.47 bölgeye bir Claymore düşmek üzere toplamda 47 Claymore bulunmaktadır ve Claymore ların güç seviyeleri toplamda 47 ayrı rakamla ifade edilmektedir.

Anime serisinin ilk bölümü,bir Claymore olan Clare’in köylerinde bulunan bir yomayı yok edilmesi için istekte bulunan bir köye gelişi ve orada ailesi yoma tarafından öldürülmüş Raki ile tanışmasıyla başlar.

ARKA PLAN

Claymore hikayesi kurmaca bir Ortaçağ döneminde geçmektedir.Dönem geniş alanlara yayılmış,çok sayıda özerk yapıya sahip şehirlerden oluşan bir politik yapıya sahip gibi görünmektedir.
Yomalara karşı Claymore ları “yapan” Organizasyon üstün bir güç durumundadır ve Claymore ları yapmak için yetimleri seçmektedir.Ücret karşılığı kendilerine istekte bulunan yerleşimlere,o bölgede görevli Claymore u yada duruma göre birden fazla Claymore u göndermektedir.İş tamamlandıktan sonra ücreti ödemeyi kabul etmeyen yerleşime uygulanan tek yaptırım,bir daha o yerden yoma avına dair bir istek gelirse,oraya Claymore göndermemek şeklindedir.Organizasyonun kimlerden oluştuğu ve asıl amaçları tam olarak netleşmese de,görünüşteki amaç yomalara karşı koyabilecek ekstra bir güç oluşturmaktır.Organizasyon Claymore ları,insanların içine yoma eti ve kanı yerleştirerek yapmakta ve böylece yomadan çok daha güçlü ve yetenekli yarı yoma-yarı insan ayrı bir tür yaratmaktadır.
Claymore ların normal insanlardan görünüş olarak farkı,gümüş gözlere ve saçlara sahip olmalarıdır.Hızlı bir iyileşme yetenekleri vardır ve yomaları hissedebilme yeteneklerine sahiptirler.İçlerindeki yaratık yüzünden insanlıklarını tamamen kaybetmemek için sürekli olarak mücadele vermektedirler.Eğer güçlerini çok zorlarlarsa (yoma enerjilerini fazla açığa çıkarırlarsa) yomalardan çok daha güçlü,çok daha zeki bir tür olan “uyanmış yaratıklara” dönüşme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar.Eğer yoma güçlerinin %10’unu açığa çıkarırlarsa gözleri değişmekte,%30’a ulaştıklarında yüzleri ve %50’nin üzerinde de bedenleri deforme olmaktadır.%80’in üzerine çıktıklarında tekrar insana dönüşmeleri mümkün olamamaktadır.Bazen savaşçılar yoma güçlerini çok fazla kullanmak yüzünden yomaya dönüşseler de,bazı durumlarda bu yavaş bir süreçtir ve savaşçı sonunda tamamen yomaya dönüşeceğini bilir.Bu risk faktörünü ortadan kaldırmak için Organizasyon güvenlik önlemi olarak bir yöntem uygulamaktadır.Her Claymore un kimliği boyunlarına ve kılıçlarına işlenmiş bir sembol ile gösterilir ve her savaşçının kılıcının kabzasında kimliğini gösteren sembolün yer aldığı “siyah bir kart” bulunur.”Uyanacağını” hisseden savaşçı bu siyah kartı kendisini öldürmesini istediği savaşçıya gönderir.Böylece en azından insan olarak,hala insan kalbine sahipken ölmeyi güvence altına alır.
İnsanlar Claymore lardan da en az yomalar kadar korkmaktadır.Her ne kadar yarı insan olsalar da yarı yoma olma gerçeği insanlar üzerinde iyi bir izlenim bırakmamaktadır.İnsanlar Claymore lara bu nedenle “gümüş gözlü cadı” ismini de takmışlardır.Organizasyon insanların güvenini kazanmak için hangi nedenle veya hangi şartlar altında olursa olsun insan öldürmeyi Claymore lara yasaklamıştır.Bu kuralı ihlal edenler ise ölümle cezalandırılmaktadır.
Claymore lar kendi aralarında güçlerine göre 1’den 47’ye kadar numaralandırılmış olsalar da,dövüş stilleri bakımından “saldırı tipi” ve “savunma tipi” olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.”Saldırı tipi” Claymore lar saldırıda daha yetenekli,genellikle ruhsal durumla alakalı olmak üzere çok fazla ölüm korkusu taşımayan savaşçılardır. “Savunma tipi” savaşçıların en önemli özelliği çok hızlı bir şekilde iyileşme yetenekleridir. “Saldırı Tipi” bir savaşçının belki gücünün sınırını aşarak iyileştirebileceği bir yarayı “savunma tipi” savaşçı çok daha az enerji kullanarak iyileştirebilir.Bazı savaşçılar kopan uzuvlarının yerine yenilerini bile yapabilmektedir ama bu da çok ekstra bir yetenek olarak kabul edilir.

Karakterler:

Clare


Hikayenin ana kahramanı.Sakin bir karaktere sahip ve geçmişinde yaşadığı dramatik olaylar sonucu Organizasyon’a Claymore olmak için kendi isteğiyle gelen tek savaşçı.Raki ile tanıştıktan sonra çeşitli nedenlerden dolayı birlikte yolculuk etmeye başlıyorlar.

Raki

Ailesi bir yoma tarafından öldürülen genç çocuk.Clare ailesini öldüren yomayı öldürdükten bir süre sonra Clare’den ayrılmak istemiyor.

Teresa

Kendi döneminde Claymore lar arasındaki en güçlü savaşçı.Soğuk bir kişiliğe sahip ama bunu mutsuz oluşunu gizlemek için kullanıyor.Clare’in geçmişi ile yakın ilişkili ve 3.bölümden sonra seri geçmişe dönerek Teresa’nın hikayesini Clare ile bağlantılı olarak bize anlatıyor.

Miria

Clare ile aynı dönemde olan 6 numaralı savaşçı.Yolları bir “Uyanmış yaratık” avında kesişiyor ve bazı gerçekler Miria sayesinde ortaya çıkıyor.Saldırı tipi bir savaşçı ve çok hızlı hareket edip sanrılar yaratabildiği için lakabı “Hayalet Miria” dır

Deneve

Clare ile aynı dönemde 15 numaralı savaşçı.Miria,Clare ve yakın arkadaşı Helen ile aynı av sırasında bir araya geliyor. Sakin bir karaktere sahip.Savunma tipi bir savaşçı.

Helen
Deneve’in en yakın arkadaşı.Neşeli ve biraz da fevri bir karaktere sahip.Organizasyonun 22 numaralı savaşçısıdır.

Çizimler ve Animasyon:

Claymore bol miktarda kanlı sahnelere rastlayabileceğiniz hiç azalmayan bir aksiyon temposuna sahip. Çizimleri alışılmış tarzın biraz dışında. Genel kanı birkaç bölüm sonra kendine has özelliklerinin alışılıp sevildiği yönde.

KİŞİSEL YORUM

Genel hikaye Clare ve Raki üzerine işliyor gibi görünse bile ilerleyen bölümlerde farklı farklı ana karakterlerle seri daha da zenginleşiyor.

Claymore bol miktarda kanlı sahnelere rastlayabileceğiniz ama bir o kadar da duygusallık taşıyan bir anime.Sürekli geçmişe dönüşlerle karakterleri ve o durumu seyirciye başarılı bir şekilde aktarıyor.Süper kahraman durumunda olan Claymore ların zayıf yanları açık bir şekilde veriliyor ve en yenilmez gibi gösterilen bir savaşçının bile bir anda ölebileceği seriye bu anlamda gerçekçilik kazandırıyor.İyi-kötü dengesinin sürekli değişmesi bu seride de karşımıza çıkıyor.Başta iyi olarak tanıtılanların daha sonra düşünüldüğü kadar iyi olmadığı ve kötü olanların da kendilerine göre haklı nedenleri bulunduğu,hiç azalmayan aksiyonu destekler nitelikte.Seri hakkında yapılacak en muhtemel eleştiri çizimleri.Çizimleri alışılmış tarzın biraz dışında.Açıkçası başlarda çok hoşlanmasam da şu an için kendine has bir özelliğe sahip olduğu için çizimleri seviyorum.Animeyi seinen serileri sevenlere mutlaka tavsiye ederim ama özellikle de mangasıyla pararel izlenmesi gerektiğini düşnüyorum.Her ne kadar konu aynı olsa da,özellikle ilk bölümlerde mangada olan bir çok detay animesinde yok.

Ek Bilgi:

**Jenerik Müzikleri:

Açılış Parçası: Raison D’étre (by Nightmare)
Kapanış Parçası:Danzai No Hana (by Riyu Kosaka)

yazının devamı »
Cafebunka Arama