Sen to Chihiro no Kamikakushi (Spirited Away) Çözümlemesi 2

spirited-awayEditör Notu: Yazının çok uzun olması nedeniyle iki kısıma ayırmanın okuma kolaylığı yaratacağını düşündüm, lütfen bu çözümlemenin ilk kısmı okumayı da unutmayın!!

Ayrıca bu çözümlemenin spoiler içerdiğini de tekrar hatırlatırız….

İlk yazıda hikaye de Yubaba’nın Chihiro’ya bir iş vererek ismini ondan almasına kadar olan kısmı yazarımızın çözümlemesini okumuştuk, yazarımız kaldığı yerden devam ediyor…

Chihiro’da annesini ve babasını düşünerek, onları kurtarması gerektiğinin bilincinde Haku’yu dinliyor ve küçük bir lokma alıp tekrar cisimleşerek Kamaji’den bir iş istemek için Banyo Evi’nin kazan dairesinin yolunu tutuyor.

Kamaji’nin kazan dairesinde öğrendiğimiz Miyazaki’nin hayal dünyasının bir başka kuralı da bir başkasının işini asla elinden alamayacağımızdır. Bize hayal dünyasından fırlamış, aslı astarı olmayan bir kuralmış gibi gözükse de aslında bu da gerçek dünyada sürekli karşımıza çıkan bir başka kural…

Chihiro iyi niyeti ile kazana kömür taşırken kömürün altında kalan bir is topuna (Susuwatari) yardım edince diğer bütün is topları taşıdıkları kömürleri atıp altlarında kalırlar ve hepsi kömürlerini kazana onların yerine Chihiro’nun atması için kızın etrafında toplanırlar. Bunun üzerine Kamaji “Asla bir başkasının işini alamazsın!” der.

Gerçek dünyada da özellikle iş hayatına atılmış olanlarımız bilirler, birisine yaptığın iyilik senin işin olur. Her nedenle olursa olsun bir başkasının işini yaparsan o adamın artık iş yapmasını gerektiren nedeni ortadan kaldırırsın. Bu aynı zamanda geniş düşünce perspektifinde o adamın da olması için bir neden olmadığı anlamına gelir. Eğer sen o işi ondan daha iyi yapıyorsan, o iş zaten en başından beri senin işindir ve sen bir başkasının işini almış olmazsın. Tek yaptığın şey aslında kendi işine sahip çıkmaktır.

Ancak bütün bu felsefe Miyazaki’nin dünyasında bizde olduğu kadar karmaşık değildir. Aynı anda bir sürü yerde olmasını gerektiren, bir sürü çekmeceye ulaşıp, manivelaları çevirip, bir yandan otları ezip karışım yapmak zorunda olan Kamaji’nin işini ondan daha iyi yapabilecek biri yoktur. Çünkü Kamaji altı kollu örümcek şeklinde olan ve yaşadığı yere mükemmel adapte olmuş birisidir. Buna benzer şekilde kömür taşımakla görevli olan ve aslen kendileri de is olan Susuwatari’ler kömürü gereken hızda yavaş yavaş atıp, çok küçük bir yerde islerin içinde yaşamaktan şikayet etmeden (hatta onların olma nedeni de kömür diyebiliriz.) sadece konfeti yiyerek işlerini yapabilmektedirler. Çalıştıkları ortama mükemmel uyan iki tip varlığın yaşadığı odada Kamaji’nin “biz ihtiyacımız olan bütün yardıma sahibiz” ve “başkasının işini asla alamazsın” demesinin nedeni işte budur ve aslında bu durum da bizim dünyamızdakinden pek farklı değildir.

Kamaji yine de Chihiro’ya sempati duyar ve ona yemek getiren bir diğer çalışan Lin’e küçük kızı Yubaba’ya götürmesini söyler, karşılığında da kıza kurumuş bir kurbağa verir. Lin teklifi kabul eder ve küçük kızı Yubaba’nın odasına götürür ancak bu sırada herkes içerde bir insanın olduğunu anlamıştır ve Chihiro’yu bulmaya çalışmaktadırlar.

Güç bela Chihiro Yubaba’nın odasına gelir, ve Yubaba’nın bütün ısrarlarına rağmen kendisinden bir iş koparmayı başarır. Karşılık olarak Yubaba Chihiro’nun isminden bazı karakterleri söker ve bundan böyle kız “Sen” olarak çağrılacaktır.

Burada ismimizin elimizden alınmasının bir başka anlamı Japonca daha iyi anlaşılmaktadır. Köpek bir cins isim, Karabaş ise özel isimdir. Binlerce, milyonlarca köpek vardır ama Karabaş belirli bir köpeği ifade eder. Burada da Chihiro ismini verdiğinde geriye ona özel bir şey kalmaz, ve bir anlamda eşsiz olarak onu ifade etmeyen bir isimle yetinmek zorunda kalır. Chihiro kelimesinin anlamı “binlerce suyun derinliğinde olan” iken bu kelimenin ilk harfi olan Chi’nin diğer okunuşu Sen, yani kızın yeni ismi sadece “binlerce” anlamına gelmektedir. Bir diğer değişle kız binlerce su derinliğinde olan tek bir şeyken, bir anda binlerceye dönüşmüştür.spirited_away

Bu sırada Yubaba’nın oğlu Boh ile tanışırız. Boh devasa büyüklükte bir bebektir ve Yubaba onu sürekli olarak şımartmıştır. Hasta olması korkusuyla cadı onu odasından asla çıkarmamıştır ve sürekli şımaran Boh’da ağladığında her istediğini elde edebileceğini öğrenmiştir. Peki Boh neden devasa bir bebektir? Cevap oldukça basit. Çünkü Boh hayatı boyunca hiç çalışmak zorunda kalmamıştır ve hiç bir sorumluluğu yoktur. Bu sırada diğer herkes gibi vücudu büyümüştür ve aslında kocaman bir insan olmuştur. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi büyümek sadece fiziksel anlamda daha fazla yer kaplamak değil, aynı zamanda sorumluluklar yüklenmek, çalışmak ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir birey olmaktır. O güne kadar sürekli emekleyen Boh hikayenin sonlarına doğru Chihiro ile çıktığı yolculuktan sonra artık çok rahatlıkla kendi ayaklarının üzerinde durabilir. Hatta artık bir başkası tarafından taşınmayı da kabul etmez. Böylece Miyazaki bir anlamda Chihiro’nun çıktığı yolcuğun minyatürünü karşımıza koyar ve Boh üzerinden Chihiro’nun hikayesinin minik bir versiyonunu anlatır.

Chihiro daha sonra Haku’nun da yardımı ile annesini ve babasını domuz ahırında ziyaret eder ve onların hiç bir şeyi hatırlamadığını görür. Aynı şekilde o da kendi ismini unutmuştur bile ve Haku’nun yardımı ile tekrar ismini hatırlar. Bu sırada Haku bir sebepten ötürü sanki Chihiro’yu daha önceden de tanıdığını söyler.

Chihiro işinin ilk gününde kovalardan birini boşaltırken dışarıda ıslanmakta olan bir Kaonashi görür. (Kaonashi: Suratsız) Ruhun istediğinde içeri girebilmesi için Banyo Evi’nin kapılarından birini açık bırakır.

Kaonashi yapılan bu iyilik karşılığında Chihiro’nun ilgisini çekebilmek için bu sefer de ona büyük bir banyonun temizlenmesinde yardım eder, ancak her seferinde Chihiro’ya ihtiyacından daha fazla şey vermeye çalışır. Bu önceleri küçük tahta markalar, sonrasında ise diğer çalışanların onlarla ne kadar ilgilendiğini gördüğünde altın parçaları olur. Verdiği altınları kabul eden çalışanlar yüzünden ve gördüğü ilgi karşısında Kaonashi giderek bir canavara dönüşür ve nihayetinde çalışanları da yutmaya başlar. Artık onun iştahını hiç bir yemek kesemez ve diğer yandan da elde edemediği tek şey Chihiro’nun ilgisidir.

Kaonashi’nin yeme anormalliği ile Chihiro’nun ailesini domuza dönüştüren davranış arasında elbette büyük bir benzerlik vardır. Ancak Kaonashi’nin daha farklı bir yanı da vardır. Onun kendisine ait bir suratı yoktur ve hiçkimse birini diğerinden ayırt edemez. Ne zaman ki Chihiro’nun içeri aldığı Kaonashi bir kurbağayı yer ve onun sesine kavuşur, ancak o zaman diğerlerinden ayrı hale gelir, bir diğer değişle kimlik kazanır.

Kaonashi’ler Ruhlar Dünyasının isimsiz ve suratsız ruhlarıdırlar. Sokakta boş boş gezinirler ve bir iki sahneden anlaşıldığı kadarı ile dükkanlarda yaşarlar ve konuşamamaktadırlar. Sadece Chihiro’nun biraz ilgi gösterdiği Kaonashi önceleri belli belirsiz sesler çıkarmaya başlamıştır.

Kaonashi’lerin neyi sembolize ettiklerini anlamak veya ne olduklarını çözmek biraz zor. Ancak ip uçları onlarla hiç kimsenin ilgilenmediğini ve sanki yokmuşlar gibi davrandıklarını anlamamıza yetiyor. Ayrıca Banyo Evine girmeleri de kesinlikle yasak. Bunun yanında birazcık ilgi için aslında çıldırıyorlar ve başkalarını yediklerinde onların kimlik özellikleri bu yaratıklarda da gözükmeye başlıyor. Bir diğer değişle yeni bir kimliğe sahip oluyorlar.

Kaonashi’nin verdiği tahta markalar sayesinde Chihiro çok kötü kokan ve başta kötü koku tanrısı sanılan bir nehir tanrısını içine atılan insan çöplerinden arındırıyor ve karşlığında bitkilerden yapılmış iyileştirici bir kek alıyor. Bu sırada tanrı hediye olarak arkasında pek çok altında bırakıyor ki Kaonashi’de çalışanların altına olan tepkisini bu sayede öğreniyor.

Chihiro’nun aldığı iyileştirici kek hem bir canavara dönüşmüş Kaonashi’nin yediklerini kusmasını sağlıyor, hem de Zeniba tarafından ağır yaralanmış Haku’nun yine yuttuklarını kusmasını sağlayarak hayatını kurtarıyor. Bu sayede Yubaba’nın ikiz kardeşi olan Zeniba’nın mührünü çalarken yaralanmış olan Haku’nun aynı zamanda Yubaba’nın bir laneti ile zehirlendiğini ve böylece yaptığı her hareketin cadı tarafından yönlendirilebildiğini anlıyoruz.

İyilik yapıp iyilik bulmak Miyazaki’nin bütün filmlerinde var. İnsan çöpleri ile pislenmiş ve olduğundan bambaşka bir şeye dönüşmüş, temizlenmek için Yubaba’nın evine gelmiş nehir tanrısı da şüphesiz yine Miyazaki’nin pek çok eserinde olan insanın cevreye olan saygısızlığını gösteriyor.

Ancak bu sahnelerde Yubaba’nın aynen kendisine benzeyen bir ikizinin olduğunu öğreniyoruz.

Haku Yubaba’nın isteği ile Zeniba’nın mührünü çalmıştır ve geri gelirken ölümcül düzeyde yaralanır. Haku’nun neden mühür çaldığını açıklamak gerekirse mühür en basit anlamda aslında bir imzadır. Bir diğer değişle birisinin ismidir. Belki de Yubaba bu şekilde ikizinin de kaderini kendi ellerine almak, onun imzasını, dolayısı ile mührünü çalmak istemiştir. Yubaba aynı şekilde Chihiro’nun ismini de kızın kontrata attığı imzasından çalmıştır.

Söz konusu mühür bir cadıya ait olduğunda kolaylıkla daha fazlasını da düşünebiliriz. Cadılar insanların kaderini örebilirler, bir diğer değişle kaderimizi çözüp ondan sonra tekrar diledikleri şekilde bağlayabilirler, böylece onu değiştirebilirler. Bu yüzden bir cadının mührü aynı şekilde değişmiş olan bir kaderin mührü olarak da algılanabilir. Cadılar ve örgü teması oldukça bilindik bir temadır. Akira Kurosawa’nın Macbeth uyarlamasında da Macbeth’i yoldan çıkartan cadı sürekli olarak çevirdiği bir örgü makinesi ile tasvir edilir. Sadece Japon cadıları değil, Avrupa’da ortaya çıkan cadı hikayeleri de sürekli olarak örme ve örgü temasını içlerinde bulundururlar.

Bir başka dikkat çeken konu da Yubaba’nın isminin Rusya halk masallarında anlatılan Baba Jaga’ya olan benzerliğidir ve hikayede Baba Jaga en sonunda bir kargaya dönüştürülür. Yubaba’nın da aynı kendisine benzeyen bir kargası vardır ve buna sadece benzerlik demek pek doğru olmaz. Öte yandan Zeniba tarafından Boh’a (Yubaba’nın bebeği) dönüştürülen zıplayan 3 kafa (Kashira) da şüphesiz cadılar ve “3” kavramını birleştirmek için kullanılmıştır.

Avrupa cadı kültüründe cadılar 3 tanedir ve her biri doğumu, yaşamı ve ölümü simgeler. Bu yüzden de bu üç kadın çoğunlukla 3 kuşağı temsil eder. Biri yaşlı ve çirkin (anneanne), biri orta yaşlarında (anne) ve sonuncusu da genç ve güzeldir. Genel geçer kural olarak cadılar yaşlandıkça da çirkinleşir. Hikayede hiç konuşmadıkları ve gözle görünen bir işlevleri de olmadığından Kashira’nın rolü çok büyük ihtimal ile cadılar ve 3 kavramını birleştirmek için kullanılmıştır.

Hikayede daha sonradan Yubaba’nın ikizi Zeniba’nın Yubaba’nın lüks odasının ve saraya benzeyen katının aksine çok sade, daha çok yaşlı ve mutlu bir kadının olması gerektiği gibi rahat bir kulübede yaşadığını öğreniriz. Belki de bu yüzden Zeniba Yubaba’nın şımarık çocuğu Boh’u gördüğünde onu bir fareye dönüştürür ve Zeniba’nın kargasını da minicik bir kuşa çevirir.

Boh hayatın zorluklarını ve kendi ayakları üzerinde durmayı Chihiro ile birlikte çıktıkları Zeniba’nın evine giden yolculukta öğrenir. Öyle ki büyünün etkisi bittiğinde dahi Yubaba’yı görene kadar bir fare olmaktan vazgeçmez.

Böylece Chihiro, Yubaba, minik kuş, fare Boh ve Kaonashi (No Face) Haku’yu kurtarmak için Zeniba’nın evine olan yolculuklarına başlarlar. Bu yolculukta elbette Kamajii’nin onlara verdiği, tam da dördüne yetecek kadar sayıda tren bileti ile gerçekleşir.

Trenin rayların üstüne kadar taşan nehrin ortasından geçer ve geçtiği duraklarda insan şeklinde silüetler vardır. Bu tren çok büyük ihtimalle gerçek dünyanın yüzeyinden geçmektedir ama aslında Ruhlar Dünyası’nda yer almaktadır. Benzer temaları daha önce My Neighbour Totoro’da da görmüştük ve bu sefer orada iki dünya arasındaki taşıma işini otobüs şeklinde bir kedi yapıyordu. Aynı anlatımı Grave of the Fireflies’da da ruhlar dünyasında trene binen iki kardeş üzerinde görmüştük.

Burada asıl dikkat edilmesi gereken konu şüphesiz bu tren yolculuğunun bir geri dönüşü olmayışıdır. Çünkü herkes için bir bilet veren ve dört biletin tamamını arkadaşları için harcayan Chihiro geri dönemeyeceğini bilir. Böylece Chihiro kendisine verilen işin sorumluluğu dışında Haku ve diğerleri için bir özveride bulunur. Artık okulda arkadaşlarından ayrıldığı için hayıflanan ve ailesine sitem eden kız çok uzaklarda kalmıştır. (Büyümenin ip uçlarını arabada okul arkadaşlarının verdiği bukete bakarken de görürüz. Chihiro bukete bakıp “Şansa bak aldığım ilk çiçek buketi bir veda buketi…” der. Bu sözde alttan alta büyüyeceği ve erkek arkadaşından alacağı buketin ip uçları vardır.) Zorluklar ve özveri onu bir yetişkine, bambaşka bir insana dönüştürmüştür. Bu temanın işlenişini Miyazaki’nin Howl’s Moving Castle isimli eserinde de yine buna benzer bir şekilde gördüğümüzü unutmamamız gerekir. Hatta o eserdeki zıplayan korkuluğun ilk müjdesi de buradaki Zeniba’nın zıplayan lambası olarak düşünülebilir. Lambanın, ışığın yol gösterici sembolik anlamı da düşünüldüğünde evi arayan dörtlüyü Zeniba’nın kulübesine götüren lamba güzel düşünülmüş bir ayrıntıdır. Ayrıca Spirited Away’in başındaki, tünelden sonra karşımıza çıkan 4 renki pencereler de Howl’s Moving Castle’da değişimi sembolize eden ayrı bir anlamla karşımıza çıkarlar.

Chihiro ve arkadaşları Zeniba’nın evine vardıklarında mührü ona geri verirler ve Chihiro Haku’nun içindeki laneti kaldırmasını ister. Zeniba bu laneti aslında Yubaba’nın koyduğunu ve Haku’nun yaptıklarından sorumlu olmadığını hükmeder ve Haku’yu yaptıkları yüzünden daha fazla sorumlu tutmaz. Aynı zamanda Zeniba Chihiro’yu koruması için Boh ve No Face’in yardımları ile ördüğü saç tokasını Chihiro’ya hediye eder. Bu da az önce yukarıda anlattığım, cadıların örgü örerek insanların kaderlerini değiştirdikleri fikrini daha belirgin bir şekilde göstermektedir.

Zeniba aynı zamanda No Face’e ona yardım etmesi karşılığında bir yuva sunar. Böylece No Face’in artık ait olduğu bir yeri vardır ve başı boş gezmek zorunda değildir.spirited

Bütün bu ip uçları sonucunda No Face’in neyi sembolize ettiğini anlamak oldukça güçtür. Belki de maskeli bu ruh insan ruhunu temsil etmektedir. Bir anda bir canavara dönüşebilen, karşısındaki her şeyi silip süpren ve sürekli daha fazlasını isteyen, bunu yaptıkça da daha fazla korkunçlaşan ve daha karmaşık bir karakter kazanan bir canavar. Ama buna karşın azla yetinip bir işe yaradığında mutlu bir yuvaya sahip olabilecek bir ruh.

Belki bu yüzden No Face Yubaba’nın Banyo Evinin olduğu şehirde dükkanlarda kalmakta ve başıboş etrafta gezmektedir. Doğanın hiç bir düzenine, hiç bir kuralına uyamayan, bir şeyleri sindirmeden konuşamayan, kendini ifade edemeyen, daha da kötüsü kendine bir işlev, bir yer bulamayan bu ruh pek ala doğadan dışlanmış insanın ruhu olabilir. Çok fazla sayıda olmaları ve yüzlerinde maske ile dolaşmalarının nedeni bu olabilir. Daha da ötesi, No Face ve bir insan olan Chihiro’nun arasındaki bu yakınlık, bu birlikte olma isteği de bu şekilde anlam kazanabilir.

Oğlunun ortadan kaybolduğunu anladığında çılgına dönen Yubaba, ki paraları hesaplamaktan bunun farkına ancak Haku söylediğinde varabilir, karşılığında Chihiro’yu ve ailesini serbest bırakmasını kabul ederek Haku’yu oğlunu kurtarması için geri gönderir ve Haku geri dönerek oldukça barışçıl yollarla cadının yanından ayrılan Chihiro, minik kuş ve Boh’u alır.

Geri dönüş yolunda Haku’nun ejderha formunda sırtına binmiş Chihiro onun gerçekte küçükken içine düştüğü nehrin tanrısı olduğunu anlar ve çocuğun kulağına gerçek ismini fısıldar. Haku’nun gerçek ismi daha sonradan doldurulmuş ve kurutulmuş bir nehir olan Nigihayami Kohakunushi’dir.

Böylece filmin başındaki kurumuş nehir yatağı, tünel ve Banyo Evi arasında oluşup kaybolan nehir, Haku’nun ejderha formu, banyoda arınmak için gelen büyük nehir ruhu bir araya gelir ve nihayet bir anlam kazanır. Miyazaki’nin başından beri ilmiklerden geçirdiği iplik en sonunda son dikişi atar ve hikaye aslında burada tamamlanmış olur. Geriye sadece mutlu sonu pekiştirmek kalır.

Chihiro geri döndüğünde onu bir bulmaca beklemektedir. Yubaba son bir sınav olarak kızın önüne aralarından ailesini seçmesi gereken birkaç domuz koyar. Chihiro bir şekilde (Büyük ihtimalle Zeniba’nın ona verdiği saç tokası sayesinde) oradaki domuzlardan hiç birinin kendi anne babası olmadığını anlar ve en sonunda Chihiro’nun kontratı bozulur.

Chihiro herkesle vedalaşır ve ailesinin yanına dönmek için tünele doğru yola çıkar. Bu sırada Haku ile vedalaşmalarında Haku onunla tektar bir araya geleceklerine dair bir söz verir. Aslında filmin sonunda burası da oldukça anlamlıdır. Haku gerçek kimliğini hatırlamıştır ve artık daha fazla Yubaba’nın kontrolünde değildir. Ancak ruhu olduğu nehir sanayileşme sürecinde kurutulmuştur. Bu yüzden Kohaku aslında Chihiro ile geri dönemez ama yine de tekrar bir araya gelecekleri çok büyük ihtimalle Chihiro’nun buraya geri döneceği anlamına gelmektedir.

Nihayet Chihiro ailesi ile bir araya gelir ve arkasına bile bakmadan tünelden çıkarlar. Nihayet tünelin dışına çıktıklarında tünelin girişinde bıraktıkları arabayı toz içinde, üstünde yapraklarla bulurlar. Spirited Away burada Alice in Wonderlands’den oldukça kesin bir şekilde ayrılır çünkü Alice serüvenini tamamladığında aslında başından beri piknikte olduğunu ve uyukladığını fark eder. Ancak zaman açısından Chihiro’nun serüvenleri gerçektir. Aradan geçen zamanda araba toz ve yapraklar altında kalmıştır çünkü.

Tünelden çıktığında Chihiro uzun uzun arkasında bıraktığı tünele bakar. Buradan net bir şey çıkartamayız. Yaşadıklarını unutup unutmadığını bilemeyiz. Ancak bildiğimiz, en azından tahmin ettiğimiz bir şey vardır. Chihiro’nun içinde artık uyanmış, sorumluluk alabilecek, bir iş yapabilecek bir güç uyanmıştır. O artık küçük bir kız değildir. En azından yetişkinliğe küçük de olsa bir adım atmıştır. Zaten filmin İngilizce versiyonunda Chihiro artık yeni gideceği okulunda kendi başının çaresine bakabileceğini söyler. Böylece hikaye biter ve film sona erer.

Burada anlattıklarımın dışında filmde başka semboller de kullanılmaktadır. Zeniba ve Yubaba yine Miyazaki’nin kullanmaktan çok hoşlandığı ters kutuplardır. (Ying-yang) Her ikisinin de dış görünüşü birbirinin tamamen aynısı olduğu halde dış görünüşlerindeki çirkinlik iç dünyalarında farklı etkiler yapmıştır. Howl’s Moving Castle’da ana karakter iç dünyasını iyileştirdikçe güzelleşirken, burada cadıların dış görünüşlerinin iç dünyalarına bağlayıcı bir etkilerinin olmadığını görürüz. Zeniba azla yetinmesini bilen, kendisine köle değil hakkını verdiği yardımcılar alan, başkalarına yardım eden bir insandır. Yubaba ise Zeniba’nın arkasında durduğu herşeyin tam tersini yapmaktadır. Miyazaki Howl’da insanın dış görünüşünden iç görünüşleri anlaşılabilseydi ne olurdu temasını işlerken, Spirited Away’de değişmeyen dış görünüşün iç dünyamıza etki edemyeceğini göstermek istiyor.

Bir diğer nokta da arınan nehir tanrısının verdiği iyileştirici bitkisel kek. Bu kek yendiğinde yiyenin yediklerini kusmasını sağlıyor. Peki madem nehir tanrısının böyle bir hediye verecek gücü vardı, o halde neden en başta bunu kendisinde kullanıp içine atılan bütün çöpleri kusmadı?

Burada aslında hediye olarak verilen kek Chihiro’nun karşılık beklemeden yaptığı yardımı sembolize ediyor. Diğer herkes yolundan kaçışırken Chihiro hiç bir aşağılama ve tiksinme mimiği yapmadan tanrıya yardım ediyor. Üstelik bunu yaparken yardım etme amacıyla hayatını da riske atıyor. Şüphesiz bir insanın karşılık beklemeden yardım etmesi, elinden gelenin en iyisini yapması onu aç gözlülük ve hırstan uzaklaştıracak bir harekettir. Karşılıksız yardım eden bir insan içindeki hırsı ve açgözlülüğü de kusar, onlardan arınır. Haku ve Chihiro arasındaki karşılıksız yardımın bir ilaç olarak aldığı sembolik bir nesnedir bu kek. Aynı şekilde Chihiro bir kez daha Kaonashi’ye de karşılıksız yardım ederek onu bu duygulardan arındırmıştır.

Spirited Away, diğer pek çok Miyazaki yapımı gibi rahatlıkla izlenebilen, aksiyonu, macerayı ve duygusallığı içinde barındıran mükemmel bir baş yapıt. Ancak yine diğer pek çok Miyazaki filminde olduğu gibi alegorik anlamlar ve semboller ile yüklü ve kazandığı bütün ödülleri kesinlikle sonuna kadar hak ediyor.

Bonus DVD’den Kısa Kısa:

Miyazaki’nin kafasında filmin fikri yakın arkadaşının 10 yaşındaki kızına bakıp “Acaba hep böyle şu anda olduğu gibi kalabilecek mi?” sorusu üzerine oluşmuş.

Chihiro’ya çiçeği veren en iyi arkadaşı Rumi aynı zamanda Chihiro’yu seslendiren aktörün ismi.

Miyazaki Chihiro’nun annesini masasının karşısında oturan bir Gibli çalışanına bakarak modellemiş. Özellikle yemek yerkenki el hareketlerini… (DVD’de anlatıcı “Miyazaki işte böyle bir insan…” diyerek şaka yoluyla biraz da yönetmeni iğneliyor.)

Ghibli stüdyosunda gece 11’de sırayla herkes bütün çalışanlar için yemek yapıyor. Buna Miyazaki’nin kendisi de dahil. (Öğlen saatlerinde gece 11 yemeği için Miyazaki yapacağı yemeğe “Zavallı adamın Çorbası” ismini koymuş.)

Miyazaki filmde eski Japon mimarisi ile yapılmış binaları Japonya’daki bir açık hava müzeisine yaptığı sayısız ziyaret sonucunda oluşturmuş.

Haku’nun yaralanıp ejderha halindeyken Chihiro’nun ilacı ejderhanın ağzına verme sahnesini çekebilmek için çizerler veterine gidip bir tane Golden Retriever’ın ağzına aynı şekilde bir lokma sokmaya çalışıp bunu kameraya almak zorunda kalmışlar.

Spirited Away’in dublajı Ghibli stüdyosunda yapılmış ve aktör ile ses ekibi arasında normalde olması gereken ses geçirmeyen cam yokmuş.

Tavuk yeme ve bir yandan konuşma sahnesinde sesin gerçekçi çıkması için KFC’den bir kova tavuk alınmış. (Miyazaki’nin ilk verilen arada koşturup tavukları didiklediğini de görebiliyorsunuz.)

Filmdeki Audi’nin yolda çıkardığı sesleri kaydedebilmek için yine aynı model bir Audi kullanılmış.

Cafebunka Arama

Yazar: Bogus

Kategoriler : Anime, Özel Masa

Etiketler : , ,

Yayınlanma Tarihi: 5 Aralık 2009