Shaman King İncelemesi

İlk başta çizimlerinin hoşuma gitmemesi, hitap ettiği yaş ortalamasının küçük olduğunu düşünmem gibi nedenlerle izlemeye pek gönüllü olmadığım Shaman King, beklentilerimi beklemediğim kadar iyi karşılayarak beni utandırdı desem yeridir.

Gerçi sonuçta özü hayali için çeşitli denemelerden geçen, savaşan kahraman modeli oldu gene ama bunu güzel bir şey şekilde sundukları için hiç sıkılmadan seriyi takip edebilmeniz mümkün.

İsim: Shaman King
Türü: Aksiyon, Komedi, Shounen, Super Güç

Bölüm Sayısı: 64 + special 4,
Yıl: 2001-2002
Firma: JPS Production, TV Tokyo, Xebec
Yönetmen : Seiji Mizushima
Orijinal Mangaka: Hiroyuki Takei
Müzik: Toshiyuki Omori
Karakter Tasarımı: Akio Takami

Seslendirenler:

Yuuko Satou: Asakura Yoh

Megumi Hayashibara : Anna Kyouyama

Inuko Inuyama: Manta Oyamada

Romi Paku: Ren Tao

Hikaye ve arka plan :

Bazı insanlar ruhları görebilme, onlarla iletişime geçerek güçlerini kullanabilme yeteneğine sahiptir. Bu insanlara Şaman denir. Her 500 yılda bir gerçekleşen savaş ise Şaman Kral’ı olabilmek ve hayellerini gerçekleştirmek isteyen dünyanın her tarafındaki Şamanları biraraya getirir. Bu savaşın zorluğu bir yana rakiplerin birbirlerini durdurmak için maç dışı çabaları da vardır. Asakura Yoh hayatını geri kalanını rahat geçirmek için Şaman Kral’ı olmaya karar vermiş genç bir şamandır. Şaman Kral’ının karısı olmayı isteyen nişanlısı Anna, arkadaşı Manta, güçlü samuray ruhu Amidamaru ve diğer Şamanlarla bu savaş yolculuğunda yerini alır.

Karakterler:

Asakura Yoh: Sonsuz tembellik yapma hakkı için önce savaşmaya karar vermiş, iyi niyetli, kılıbık, ama gerektiğinde düşmanlarını bile etkileyecek sözler sarf eden baş kahramanımız.

Anna Kyouyama: Değil nişanlısına, tüm etrafına kılıbık hayatı yaşattıran, emirperver ve güçlü Anna. Yoh için en çok endişelenen olmasına rağmen Şaman Kralının karısı olma isteği için Yoh’u ölümcül eğitimlerden geçirmekten de sakınmaz.

Ren Tao: Yoh’un şaman kral olma yolundaki ilk büyük rakibi. Yoh’u kendisine sürekli rakip olarak gören, duygularını belli etmekte zorlanan kişilik.

Manta Oyamada: Yoh’un şaman olmayan tek arkadaşı. Sıradan insan. Ama o da ruhları görebiliyor.

Çizimler & Ses (Grafik):

Çizimlerdeki gerçekle uyumsuz vücut oranları animelerde sık rastlanan bir durum olsa da, Şaman Kral da kafa büyüklüğü ve baygın gözler biraz uç noktalarda seyrediyor. Yine de birkaç bölüm sonra bu durum göze batmıyor. Grafikler ortalama üstü sayılır, öne çıkan birkaç sahne harici çok detaylı olmayan sahneler mevcut. Seslendirme serinin öne çıkan yanlarından, özellikle Anna karakteri başarılı.

Müzik de ortalamanın üstünde kabul edilebilir, bazı dövüş sahnelerinde oldukça uyumlu kullanılmış.

İnceleme:

Shaman King daha ilk baştan verdiği mesajlarla sıradan shounen animesi olmadığını hissediriyor. Her zamanki en iyini yap mesajının yanısıra, kendin ol kendinin olmadığı biri gibi davranıp normalde yapmayacağın şeyler yaparsan kaybedersin mesajını beklemiyordum açıkcası. Arkadaşlığa önem vermesi klasik ama güzel.
Aslında patterne bakınca farklı birşey görmüyorsunuz açıkcası: kahraman ilerde en iyi arkadaşı olacak tarafından önce yanlış anlaşılır sonra beraber kurtuldukları zor durum ile samimi olurlar.
Kötüler yenilene kadar kötüdür, sonra aslında iyi niyetlerle kötü oldukları ortaya çıkar,
baş rakip yenilince kahramana takıntı yapar sonra arkadaş olurlar, sonra (genelde ailesi tarafından) tutsak düşer ve onu kurtarmaya çıkar kahraman vs.. (bkn hunterxhunter)
turnuva sistemi vardır ve bunun dışında düşmanların yolda saldırmaları vardır.

Ama şöyleki Shaman King de en azından dövüşleri vs hiç birşeyi uzatmıyorlar,
ben rakip eve hapsolunca aha dedim neden 70 bölüm olduğu anlaşıldı,
bir 30 bölümde anca kurtarırız (kaçırılan arkadaş kurtarma bkn, bleach,hunter x hunter, naruto, (100 bölümde bile kurtaramadılar daha ..) ama maaşallah, eğitimdir, bölüm canavarlarıdır, böyle maceralardır kısa tuttular.
Dediğim gibi karakterler ve olayları alıp herhangi bir yere yerleştirip başka bir anime elde ediyorsunuz, hani ver ellerine baseball sopası spor animesi olsun, kurgudaki ve olay örgüsündeki gelişim o derece yani ..ama tabii Şaman konseptinin hakkını yemeyelim. Ayrıca klişe karakterler de olmasa komedi olmaz..

Her neyse Şaman konsepti biraz…nasıl derler…çocuklaştırılmış….
Şaman çeşitleri ve yetenekleri üzerine biraz daha durulabilirdi. Mangasında daha ayrıntılandırmış olabilirler okumadığımdan bilemiyorum ama animede izlerken yetenekler oldukça hızlı karşınıza çıkıyor. Yani bir bakıyorsunuz bir anda yeni bir özellik gelmiş, ee bu ne diyorsunuz, o vardı zaten kahraman bilmiyordu açıklaması oluyor. Ee o zaman ilk savaşta bilen kullanıp kahramanı dövseymiş diyorsunuz, çünkü baş rakibin o yeni özelliği yeni mi öğrendiği hangi ara nasıl öğrendiğine değinilmiyor bile…
Kullanılan yardımcı ruh ne kadar güçlü olsa da önemli olanın Şamanlık yeteneği olması güzel
ama bunun sadece kararlı bir fikir gücüne kısıtlamak seriyi sırdanlaştırmış.
Anna karakteri tek kelime ile süper, ilk bölümden beri gayet oturmuş bir karaktere sahip
ve standartını koruyor. Sunulan karakterine uymayacak küçük şeyler bile yapmıyor, söylemiyor
bu da animelerde nadir olan bir şeydir, güzel…Aynı zamanda sıradan Japon çalışkan ve uyumlu dişi karakterlerin tersine, Yoh’tan bile tembel, hiç birşey yapmamasının üstüne insanlara emir yağdıran bir karakter görmek güzel…
Anna ve Yoh (ana karakter) ilişkisi gayet başarılı kurgulanmış. Şimdiye kadar gördüğüm animelerdeki en farklı ilişkilerden diyebilirim. Gag ler sık olmasına rağmen hepsi kahkaha ile gülünecek seviyede.
Hele karakterler yerleşip, rakip değil beraber gezme moduna girdikten sonra daha eğlenceli oluyor. (tabii türün diğer örneklerine benzerliği artmış olma pahasına olsa da…)
Kahramanın savaşını vs yorumlamaktan başka işe yaramayan karakterin kendisinin bu özelliğiyle dalga geçip, sürekli laf sokması da güzel tabii (” ben her zamanki gibi izliyorum, sadece izliyorum”)
e.T göndermesi beklenmedik hoş sürprizdi, ve olmadık yerlerde acaip göndermeler devam ediyor.
American comiclerine yapılan gönderme de çok başarılıydı, hele animenin hedef kitlesini
düşündüğümde hiç beklenmedik derecede iyiydi.

Filler tadı bölümler bile fena değil, ama herşey iyi güzelde, ne olacağını biliyorsunuz….
Evet bu olacak, evet şimdi şöyle bir karakterin girmesi lazım, evet girdi, evet şimdi o karakter kötülüğünü vurgulayacak, ama bunun için önce alakasız feda edilebilie kurban lazım, aa evet kurbanlar geldi, evet kötülük vurgulandı, evet kahraman sinirlendi, vs…
Ama başarılı olan nokta bu kadar belli patterne rağmen kendilerini hiç sıkılmadan izletebilmeleri…

Karakterlerden saçına en önem verenin sürekli savaşlarda saçının kesilip yeni (ve daha iğrenç)
modellere dönüşüp durması da çok komik, o tipin arkadaşlık muabbetine ağır maço tiplerle abuk subuk görüntüleri de

Tekrarlanan patterne dayalı espriler güzel seçildiğine bir kez daha değinmek istiyorum, yakışıklı rakibin “33″ takıntısı ve kendini beğenmişlik ifadeleri çok süper… daha güzeli, yeni patternlerin sürekli eklenmesi. Böylece ne kadar güzel olsa da tekrarlanan patternin sıkmasının önüne geçilmiş.

Choco’nun soğuk esprileri ise ayrı bir olay. Adalet için savaşan X-Laws’ın kör adaletlerinin eleştirilmesi de yine beklenmedik derin bir mesaj oldu.

Her halde en olumsuz eleştiri sonun son gibi olmamasıydı. Birşey olacakmış diye bekliyorsunuz ama ne oluyor ne olmuyor…biraz ortada kalıyor…

Animeye yeni başlayanlardan otakulara herkesin izleyebileceği bir seri.

Ek Notlar:

**Seri ardından çıkan 3 adet TV özel bölümleri, seriyi özetleyen şekilde kurgulanmış. Omake şeklinde recap olmayan ek bir bölüm daha bulunmakta.

Cafebunka Arama

Yazar: Elçin Kısacık

Kategoriler : Anime, İncelemeler

Etiketler : ,

Yayınlanma Tarihi: 19 Kasım 2009