Taisho Dönemi ve Orduculuk

image{0}[5]1912 ve 1926 yılları arasında hüküm süren zayıf imparator Taisho’nun yönetiminde (ki çok yaratıcı bir şekilde 1912-1926 yılları arasına Taisho dönemi denir) güç iyice yaşlılar heyeti diyebileceğimiz Genro’dan parlemento ve demokratik partilere kaydı.

Dünyadaki gelişmelerden payını alan Japonya, I. Dünya Savaşı sırasında Almanya’nın yanında doğu Asya’da savaşarak küçük bir rol oynadı. Zaten bundan sonra 1945 yılına kadar Japonya sürekli bir savaş içerisinde oldu. Üstüne global ekonominin kötü olması da mali krizlere yol açtı. Özellikle I. Dünya savaşı’nın ardından kötüleyen mali durum, 1923deki Büyük Kanto depremi ve 1929daki Dünya çapındaki ekonomik buhran ile iyice bozuldu.

1930larda ordu yönetimdeki etkisini güçlendirerek, eğitim ve medyadaki sansürlerini arttırdı. Önemli mevkilere ordu ve donanma subayları getirildi.beadmaker-taisho-era40312419682233342

Çin ile önceden imzalanmış hiç de eşit olmayan ekonomik ve politik antlaşmalar ise Batılılar karşısında eşitlik istediği halde kendisi eşit davranmayan Japonya’nın, Mançurya bölgesinde kaybetmeye başladığı hakimiyeti güçlendirmek ve orada yaşan halkını korumak adına Shangay’a yaptığı bombalamanın da ardından, bir yığın eleştiriye tutulmasına ve Çin’e karşı bu tutumundan dolayı Ülkeler Liginden geri çekilmesine yol açmıştır. (1933)

1937de ikinci bir Sino-Japon Savaşı çıkmı ve küçük bir olay büyüyerek Kwantug ordusuyla tam takım bir savaşa dönüşmüştür. Çin’in neredeyse bütün sahil kesimini ele geçiren ve özellikle başkent Nankin’in ele geçirilmesi sırasında Çin’e ağır kayıplar verdiren Japon ordusu, Çin hükümetinin hiçbir zaman teslim olmaması üzerine küçük ölçeklerde savaşmaya devam etmiş. Bu savaşlar 1945’e kadar sürmüştür.

İlk temaslardan beri Batılılarla ilişkilerinde hep dışlanan, küçük görülen ve eşit kabul edilmeyen Japonya, I.Dünya Savaşı sonunda 1919daki Paris Barış antlaşmasında ırk eşitliği teklifinde bulunsa da bu öneri red edilmiş hatta üstüne 1924 Japonya’dan daha fazla göçmen alınmamasına dair antlaşmalar yapılarak Batılıların tavrı iyice ortaya konmuştur. Bu gibi duyguların etkisinde Japonya II. Dünya Savaşına katılmaya karar vermiştir. 1940’da Fransa, Almanya ve İtalya ile ittifaka girerek, Amerika ve İngiltere ile olan ilişkileri iyice bozmuş, Japonya’ya karşı yağ boykotu yapmalarına yol açmıştır. Yağ sıkıntısına yönelik diplomatik çözümlerin elde edilememesi Japonya’yı Endonezya’daki yağ rezervlerini ele geçirmeye yöneltmiş ve Japonya, Birleşmiş Milletler ve Büyük Britanya’ya karşı savaşa girmiştir.

atom-bombÜnlü Pearl Harbour (İnci Limanı)’a yapılan saldırı (1941) ve Pasifik üzerindeki diğer birkaç noktaya yapılan saldırılar ile Japonya etki ve kontrol alanını bir süreliğine genişletse de, 1942’nin yaz aylarından sonra kazandığı alanları kaybetmeye başlamış, ağır hava saldırılarına maruz kalmıştır.VV7072

Şartsız teslimiyeti kabul etmemesi durumunda yıkımın devam edeceği ihtarlarını kabul etmeyen Japon ordusu, Hiroshima ve Nagasaki’ye bırakılan atom bombalarından, hatta Sovyetler birliğininde Japonya’ya karşı savaşa girmesinden sonra bile teslim olmamıştır. Burada bir cümle içinde atom bombası atıldı diye yazıldı ama insanlığın belki de en büyük günahı olan atom bombasının yarattığı dehşet ve yıkımı kelimelere sığdırmak mümkün olmasa gerek.

Dönemi noktalayan 14 Ağustos 1945’de, İmparator Showa’nın kayıtsız şartsız teslimiyeti kabul etmesi olmuştur.

Cafebunka Arama

Yazar: Elçin Kısacık

Kategoriler : Dönemler, Japonya, Tarih

Etiketler : , , , , , ,

Yayınlanma Tarihi: 23 Kasım 2009